9 Aralık 2011 Cuma

"..and you wake up in the morning and you're head feels twice the size."


- Son 31 gün içinde toplam 53 saat uyumuş olmamın anısına -

27 Kasım 2011 Pazar

Give Me Some Sunshine



- Son 19 gün içinde toplam 30 saat uyumuş olmamın anısına -

17 Ağustos 2011 Çarşamba

The Color of the Wheat Fields

"If you love a flower that lives on a star, it is sweet to look at the sky at night. All the stars are a-bloom with flowers..." — Antoine de Saint-Exupéry

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Sonnet 116

"Let me not to the marriage of true minds
Admit impediments. Love is not love
Which alters when it alteration finds,
Or bends with the remover to remove.
Oh no! It is an ever fixed mark
That looks on tempests and is never shaken.
It is the star to every wandering bark,
Whose worth's unknown, although his height be taken.
Love's not Time's fool, though rosy lips and cheeks
Within his bending sickle's compass come.
Love alters not with his brief hours and weeks,
But bears it out even to the edge of doom.
If this be error and upon me proved,
I never writ, nor no man ever loved."



W.Shakespeare

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Taleteller



O tren istasyonuna doğru uzanan düz yolda yürüdü. Ben balkonda dikilip arkasından baktım. Gittikçe küçüldü. Göz erimimde bir nokta kadar küçülene kadar ona baktım. Özlem, o gözlerimden uzaklaşıp küçüldükçe ardımda büyüyen bir kara delik gibiydi. 

O, bana tavzih etmesi imkansız bir şey yaptı. Kalkıp bir masal anlattı. O günden sonra yalnız uyuduğum her gece yanıma boş bir yastık koydum. Aynı masalı kendime anlata anlata uyudum.

Özlem, aramızdaki bağın o uzaklaştıkça gerginleşip, huzursuzluk vermesi gibi. Özlem onunla aynı anda olamayacak şeylerden biri. Özlem, onunla terazinin kefeleri gibi. Elimde kalbim, sadece bu terazinin bir kefesine koyabiliyorum. Ya özlemim tavanda, ya sevdiğim yanımda. Bu ikisinin dengelenmesi olanaksız.

31 Temmuz 2011 Pazar

Hiç Ölmeyecekmiş Gibi

- Arkadaşı mıydınız?
+ Siz... Şey mi yoksa?
- Hasan, evet.
+ Mevzunuz geçerdi sık sık.
- Yurdanur galiba, değil mi? Mektuplarında anlatırdı sizi.
+ Askerliğiniz?
- İzne geldim. Duramadım. Otobüse atladığım gibi... Kabrine geleyim diye... Biliyorsun, evlenecektik okul bitince. Kısmet değilmiş. Neyi bekledik, diye düşünüyorum. Onun okulu mu, benim askerliğim mi? N'olacaktı sanki? Bunlar mı beklenecekti? Birileri öğretmiş, yaşayıp duruyoruz işte. Sana bir şey diyeyim mi Yurdanur kardeş? İnsan aşkını buldu mu bu dünyada, sonuna kadar gitmeli peşinden. Keşke evleneydik. Hasibe'me bir kez dokunmadan kaybetmek varmış, baksana. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz; ama ölüm var insanın başında. Keşke...
+ Hoşçakal Hasan...

13 Temmuz 2011 Çarşamba

14 Haziran 2011 Salı

It's just one kiss, that's all I need.

O sevgili ki, dudaklarını bir anlığına bana verdi; ve tahayyülümde o bir an hayatıma dönüştü. Sadece onun verebileceği cinsten, üzerine hayaller kurulacak bir öpücüktü.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Adı Var Kendi Yoklardan Bıktık!




Gözlerimle gördüğüm şeylere inanmadığım çok oluyor. İnanıyorum da, unutturuyorum herhalde kendime bir şekilde. Birilerine "Sen böyle böyle böyle bir insansın. Bunu bunu bunu yaptın ve bu yüzden aslında senden nefret etmem gerek, hatta ediyorum." demem lazım. Yine de hiç niyetim yok bunu yapmaya. Cesaretim de yok galiba. Ardından gelecekleri öngöremiyorum. Şansıma bu kişiler de hep ihtiyacım olan, muhtaç olduğum kişiler oluyor. Zaten aksi durumda her şey daha basit olurdu. 

Adam diyor ki "Başta zor gelir adım atılmış her yol." Sonradan çorap söküğü gibi gelir mi her şey? Biri bana başladıktan sonra kolay olacağının garantisini versin. Çünkü Allah biliyor ki kendi sessizliğimden kulaklarım patlıyor. 

Bir gün ölürsem, bu yüzden, beni denizi gören bir ağacın altına...

10 Mayıs 2011 Salı

Deniz


Beşiktaş iskelesinin yanında, ayaklarımızı denize doğru uzatıp oturabildiğimiz yer, İstanbul'un bana göre en güzel yerlerinden biridir. Bugün ikindi vakti orada tek başıma oturmuş, bekliyordum. Nasıl daldıysam, yanımdaki kız bana doğru eğilip; "Deniz insanı içine çekiyor değil mi?" diye sordu. Düşündüm. "Değişir" dedim. "Neye göre?" dedi. "İnsanın ruh haline göre." dedim. "Nasıl yani?" dedi. Sanırım benden on yaş falan büyük, ama biraz saf bir kızdı. "Çok üzgünsen deniz seni içine çeker, çok mutluysan sen denizi içine çekersin. Aslına bakarsan denizin keyfini boş bir kafayla sadece denize bakmak için geldiysen alırsın." dedim. "Sen nasılsın?" dedi. "Deniz beni içine çekiyor." dedim. Sustu. Ben de sustum. Sonra aramıza denizi içine çeken bir çift oturdu. Böylece konuşmamız da bitmiş oldu.


9 Mayıs 2011 Pazartesi

Manzaralarımı Beyazlara Boyayın


Burayı açarken ismini "Manzaralarımı Beyazlara Boyayın" koymam sebepsiz yere değildi. Hakikatten artık güzel şeyler yaşamak istedim. Halbuki hayat benim için hep dipsiz bir kuyu, karanlık bir labirent oldu. Öyle de devam ediyor. Tam "Şu an keyfimi hiçbir şey bozamaz" diyorum, bir şey çıkıyor ve bozuyor hem keyfimi, hem bir daha keyifli olabilme ihtimalimi. Geçen gün bir arkadaşım acılarla yoğrulup olgunlaşmış bir kadın kadar güzel bir şey olamayacağını söyledi. Ben tanıma uyduğum için, bunun o kadar güzel bir şey olmadığını açıklamaya mecbur hissettim kendimi. Hatta bir ara "Keşke o kadar üzülmeseydim de, aptal, mal, sarışın bir şey olsaydım" dedim. Öyle. Ne kadar olgun, düzgün, seviyeli bir insan haline gelirsen gel, ne kadar beğeni, takdir toplarsan topla; bunların hiçbirinin senin artık kimseye güvenemeyeceğin gerçeğini değiştirme olasılığı yok. Bir doğru bir yanlışı götürmüyor ki hiçbir sınavda. Hep yanlışlar doğruları götürüyor. 

Artık kısa cümleler kuruyorum.

5 Mart 2011 Cumartesi

Don Kişot



Don Kişot, ne hakkındadır? 

Mantıklı düşüncelerin ruhunuzu nasıl da yok ettiği hakkında olabilir mi? 

Mantıksızlığın zaferi ve bunun verdiği güç hakkında olabilir mi? 

Dünyayı düzene sokmaya çalışmak için çok vakit harcadık. Saatler ve takvimler yaptık, hatta hava tahminleri yapmaya bile çalıştık. Ama hayatımızın hangi parçası gerçek anlamda kontrolümüz altında ki? 

Ya kendi yarattığımız saf gerçeklik içinde yaşamayı seçiyorsak? Bu bizi çılgına çevirir mi? 

Ve çevirirse, bu bir hayattan umudu kesmekten daha iyi olmaz mı?

27 Şubat 2011 Pazar

Mukavemet

Günleri çekmek için ip kullanınca daha yavaş geçiyorlar.