- Arkadaşı mıydınız?
+ Siz... Şey mi yoksa?
- Hasan, evet.
+ Mevzunuz geçerdi sık sık.
- Yurdanur galiba, değil mi? Mektuplarında anlatırdı sizi.
+ Askerliğiniz?
- İzne geldim. Duramadım. Otobüse atladığım gibi... Kabrine geleyim diye... Biliyorsun, evlenecektik okul bitince. Kısmet değilmiş. Neyi bekledik, diye düşünüyorum. Onun okulu mu, benim askerliğim mi? N'olacaktı sanki? Bunlar mı beklenecekti? Birileri öğretmiş, yaşayıp duruyoruz işte. Sana bir şey diyeyim mi Yurdanur kardeş? İnsan aşkını buldu mu bu dünyada, sonuna kadar gitmeli peşinden. Keşke evleneydik. Hasibe'me bir kez dokunmadan kaybetmek varmış, baksana. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz; ama ölüm var insanın başında. Keşke...
+ Hoşçakal Hasan...