26 Mayıs 2010 Çarşamba

Boylumlama - II

Biriyle aran bozulduğunda, ayrıldığında, küstüğünde vs. önceleri çok kızgın oluyorsun. O kızgınlık çok tehlikeli. Geri dönüşü olmayan sözler ve davranışlar hep o öfke sürecinde vuku buluyor. İlerleyen zamanda çöken pişmanlıklar da bu dönemin eseri muhtemelen. 

Sağduyu burada devreye giriyor. Sinir harbi dönemini sakin bir şekilde atlatmak mühim, zira gerisini evren üstleniyor zaten. Zaman geçtikçe hatalar insanın gözünde küçülüyor. Özlem giriyor devreye. Güzel anılar daha sık hatırlanır oluyor. Öyle ki bazen 'neden böyle olduk' sorusunun cevabı bile hatra gelmiyor. Haliyle durumun düzeltilmesi de daha kolay oluyor.

Ben biraz sağduyulu tarafım arkadaşlıklarımda, insanlarla ilişkilerimde. Yaradılıştan böyle heralde, o yüzden övündüğüm bir şey değil. İnsanlar hop oturup hop kalkıyor, esip gürlüyor, kırıcı sözler sarfediyor. Ben susuyorum başlarda. Öyle düşünüyorum. Zihnimin olayın sıcaklığının tesirinden kurtulması zaman alıyor. Sonra muhtemelen karşımdakine absürd görünen bir soru soruyorum. O sırada onun unuttuğu, olayın kaynağıyla alakalı bir şey oluyor bu soru. Ve olaylar gelişiyor falan..

Tanrı böyle sağ duyulu yarattığı bir kişi için onlarca diğer modelden yaratıyor bence. Zira çevremde onlardan dolu. Hayatım yaralara tampon vazifesi görmek. Bazen kendi yaralarıma, bazen başkalarının. Ama hep bir "Easy, easy." durumundayım. 

Diğer ihtimal de tabii benim anormal olmam olabilir. Tüm bu çıkarımlarım olaya bakış açımdan kaynaklanıyor olabilir. Kendime yarayacak şekilde çeviriyor olabilirim davranış biçimimin yol açtığı süreci. Bilmiyorum. Eğer öyleyse de mutluyum arkadaş. Hatalarım oldu, ama hiç bir zaman ağzımdan çıkan bir söz için pişman olmadım. 'Keşke sarfetmeseydim' dediğim bir söz olmadı. Kimsenin kalbini kırmadım. Dilemem gereken hiç bir özrü ertelemedim. Vicdanım hep rahat oldu. Mutsuzluklarım hep karşı tarafın duyarsızlığından / kırıcılığından / tutarsızlığından kaynaklandı. 

Üzüldüm, ama kendimi üzmedim. 

23 Mayıs 2010 Pazar

18 Mayıs 2010 Salı

İroni - II

Çoğu paylaşım sitelerinde emek çalınarak yapılan paylaşımların, verilen linklerin altına tutup yorum olarak "Emeğine sağlık." yazıyorlar. Emek çalıp paylaşmanın yorumu olarak.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Tespit I

Hayatında düzenli olan tek şey bir günde tükettiği sigara sayısı olan insanlar var.

13 Mayıs 2010 Perşembe

İroni I

Bazen bir konuda hiç bir fikrim yok sanıyorum. İşin aslı öyle değil. Aslında o konuda o kadar çok ve çeşitli fikrim var ki, biri diğerine üstün gelemiyor bir türlü.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Boylumlama I


WMP shuffle modda iken, 30-35 dakika kadar üstüste hangi clubber tarzı kop kop parça varsa o denk gelip de bunların üzerine Street Spirit çalmaya başlayınca insan duraklıyor.

Hayat rastgele devam ederken, bir süre her şeyin şen şakrak ve lay lay lom seyredip birden bire süregiden bir keder ve burukluk dönemine girmesi gibi hissettiriyor.

"All these things into position
All these things will someday take control."

Fade out. Senin nihai neticede hiçbir etkin yok. Her şey kendi kendine bir düzene giriyor. Sistemin bir parçası olmak, sistemin bütününü görmeyi zorlaştırıyor.

Küçük sorunlarına küçük çözümler buluyorsun. O an için sorun çözümlenmiş gibi duruyor; ama zamanla bu yan etkisi yüksek küçük çözümler bağımlılık yaratan cinsten ve tehlikeli oluyor. Baş ağrın seni aspirin ve ağrı kesici bağımlısı haline getirebiliyor; ama gerçek çözüm doktora gitmek.

"Cracked eggs, dead birds
Scream as they fight for life."

Kişisel bir vizyonun var. Heyecan veriyor. Hayatına bir sanatçının eserine yaklaştığı gibi yaklaşıyorsun. Kendini paralıyorsun. Yapamadığında düşmanı dışarıda arıyorsun. Halbuki görmezden geldiğin, göremediğin yanların var. Bilincinin erişemediğin bir yerlerinde inandıkların, önyargıların, kendince anlayışların var. Gizliden gizliye kendi vizyonuna erişme yolunda sana engel oluyorlar.

Streslisin. Bu stres yaratıcı cinstense şanslısın. Yoksa bireysel kimlik sahibi sayılmamaya mahkumsun.

Düşünsel modellerini çözmek zorundasın. Kendi içindeki farklılıkları bir araya getireceksin. Bunun için bir enerji lazım. Enerji sahibi olmak için yine heyecan...

"Immerse your soul in love."

4 Mayıs 2010 Salı

Mecazlarda Ölmek

Neden en çok mecazi anlamı olan şey 'ölmek' acaba? 'Yorgunluktan ölmek', 'aşktan ölmek', 'gülmekten ölmek'… Gerçekte sadece bir kez yapabileceğimiz bir şey için ne çok kereler yapmış gibi konuşuruz değil mi?