Son yazılarıma baktım da; sandığımdan fazla kafayı sıyırmışım bu hafta derslerle. İkinci vizeler ile ikinci quizler aynı anda üstüme gelince böyle oldu. Son 7-8 gündür yaşamıyorum sanki. Yediğimin içtiğimin tadı yok, ne yattığım belli ne kalktığım. Bir garip. Ha değdi mi, kesinlikle hayır. Ama elimden geleni ardıma koymamış olmanın verdiği vicdan rahatlığı, sınavların getireceği sonuçların verdiği rahatsızlığı hafifleten cinsten.
Garip garip tespitlerde bulundum bu hafta kendi kendime. Her insanın bir taşma noktası vardır, falan derler, meğer ne yakınmış taştığımız noktalar birbirine. Bir ara topluca okulu bırakmaya falan karar verdik. Sonra baktım yine bir sınava yollanıyoruz.
Yine de herkesin farklı bir stresle baş etme yöntemi var. Baş etme doğru tabir değil belki, stres altındayken verdiği tepki -diyeyim- farklı herkesin. Sınava girip çıkıyoruz, her boş dakikada bir kelime anlamak için kitap defter karıştırıyoruz. Biri garip şarkılara eşlik edip kantinin ortasında dans ediyor, biri hayatında çakmak tutmamışken 'Bi sigara verin lan!' diye bağırıyor, biri köşesine büzülmüş kitaptaki sabit bir harfin sabit bir kıvrımına yoğunlaşıyor, biri sürekli bütün herkese liderlik edip sinerjik bir çalışma ortamı yaratmaya çabalıyor... ve dahası.
Bugünleri özlemek istiyorum!